Aslında her yazarın başka başka dünyaları vardır ama Orhan Pamuk’un dünyası biraz daha farklı. Onun dünyası bana çokça romantik geliyor. Cümleler arasında hep bir ahenk var. Sanki şiir ya da kusursuz bir tablo gibi. Kitaplarını dikkatim biraz dağılırsa, bir kelimeyi kaçırırsam bu ahenk bozulacak korkusuyla okuyorum. Hele benim gibi en sevdiği yazar Tolstoy olan bir okur onun kitaplarını okuduğunda her şey daha ve daha gerçek üstü bir havaya bürünüyor. (Cevdet Bey ve Oğulları biraz farklı gibiydi). Kısacası bende Orhan Pamuk tıpkı kitaplarında olduğu gibi gerçeküstü bir yazardı. NTV’de katıldığı Tv programını izlerken gerçek sesini duymak bile garip gelmişti. Çünkü kitapları okurken aslında yazarlara da tıpkı kahramanlar gibi karakterler yüklüyoruz ve kelimeler üzerinde gezinirken yazarlara yüklediğimiz iç ses bize eşlik ediyor. Gerçekle karşılaştığımızda bu bile garip geliyor.
Son zamanlarda Orhan Pamuk’la ya da şöyle söylemek daha doğru Orhan Pamuk’un sevgilileriyle ilgili istemediğimiz kadar haberle ve röportajla karşılaşıyoruz. Bu haberlerin tek güzel tarafı bazı “Saf okurlara” (bu konuda bende böyle oldum) yazarların gerçek kişiler olduklarını hatırlatıyor. Ama söz konusu Orhan Pamuk olduğunda onun magazine bu kadar yaklaştırılmasına derinden üzülüyorum.
Dün akşam Orhan Pamuk’un Saf ve Düşünceli Romancı kitabını okurken komik ama Karolin Fişekçi’nin Hürriyete verdiği röportaj gözümün önüne geldi. Daha sonra kendime kızdım. Böylesine büyük bir yazara bu haksızlığı yaptığım için…Yani yazımın kısa özeti budur…
Tabi ki de bu durumun etkisi kısa sürecek tabi ki Orhan Pamuk değerinden bir şey kaybetmeyecek ama ne gerek var?

