27th Şubat
2010

Bir yaşam felsefesi olarak ‘ az çoktur ’ kavramı, mütevazı, alçakgönüllü ve sade bir tarzı anlatır. Bu hal, ne giyim, ne beslenme, istediği şöhreti yakalayabilmiştir. Ta ki 90’larda bizler, dekorasyon sektöründe hızla büyüyen ve temanın içeriğine zıt olarak çoğalan bir akım olan ’minimalizm’ ile tanışıncaya kadar. Evde ne varsa attık, renkli bir hayatı terk ettik. Boşluk duygusu, hava akımının evde yarattığı ferahlık, dekorasyonda gözü yormayan hatlar gibi pek çok hafifleten hareketle, bir zamanlar çok sevdiğimiz sehpa üstü kalabalığından, vitrinlerden hatta halılardan, katmerli perdelerden vazgeçtik.





