Moda İkonları
Audrey Hepburn’u sevmeyen yoktur herhalde. Bu nedenle Audrey Hepburn’u bir tarafa bırakıp tarzını değerlendirdiğimizde zarafetine hayran kalmamak imkansız. Ben buradayım diye ziller çalmayan ama fark edilmemesi mümkün olmayan bir tarzı var. Ben kendisinsin klasik ve zarif çizgisine bayılıyorum.
Modada zıt kutup bilmecesi çözülemiyor. Artık kombin kurallarından bahsedemiyoruz. Klasik kalem etekler kalın hırkalarla ya da saten şık elbiseler babetlerle tamamlanıyor. İşin bu kadar karmaşıklaşması bence şöyle bir sonuç doğurdu; gerçekten sitil sahibi olanlar belli oldu. Eskiden olduğu gibi vitrinden hop alıp giyinme devri bitti. Ya iddiasız kalacaksınız ya da “şık-rüküş” olacaksınız.
Herhangi bir siyasi parti ve hareketle ilişkileri olmayan hippi felsefesi, mutlak retçiliğin karşılığıdır. Hepimizin bildiği gibi. Özgürlüğün insanın içinde olduğuna inanan hippiler bu görüşlerine kabul ettiriş biçiminde diğer düşünce tarzlarından ayrılıyor. Bu da onların felsefesini en ılımlı düşünce tarzı haline getiriyor. Hippilere, yaşam tarzlarına baktığımızda bir kısmımız onları “çiçekle böcekle uğraşan, boş beleş insanlar” olarak algılarken bir kısmımız sempati duyuyor. Bense hippileri oldukça eğlenceli buluyorum. Gülmeye de meyilli olduğumdan sadece kıyafetlerini görmem bile gülümsememe sebep oluyor. Dahası Wosvagen minibüsleri, gitarları, kıyafetleri ve düşünce tarzları da bir o kadar eğlenceli geliyor. Bence hippiler dünya nüfusu içinde mutlaka olması ve sayısı artması gereken bir topluluk. Çünkü hiç değilse bazılarımızın boş vermeli, sırt çantası alıp dünyayı dolaşmalı, hümanist şarkılar söylemeli ve bazı yalanlara inanmalı:)) (daha fazla…)
Love Story filminin unutulmaz oyuncusu Alice MacGraw, ”En iyi kadın oyuncu” dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterilmişti. Ödül alamasa da popülaritesinden bir şey kaybetmedi. Filmleri, aşkları, evlilikleri ve tarzıyla çok konuşuldu. The Geteway filminin setinde tanıştığı Steve McQueen ile başlayan ilişkileri Film yapımcısı Robert Evans ile evliliklerinin sonlanmasına neden oldu. Steve McQueen ile ilişkisi 31 Ağustos 1973′te evlilikle sonuçlandı. Ancak evlilikleri beş yıl sürdü. Çiftin evlilikleri dönemin en çok konuşulan birliktelikleri arasındaydı. Çok sayıda dergiye kapak oldular, röportajları yayınlandı. Çünkü Steve McQueen kariyerinin zirvesindeydi, dünyanın en çok kazanan aktörlerinden biriydi. Alice MacGraw ise moda dergilerinin aranan yüzü haline gelmişti. Tarzıyla basının ilgisini çekiyordu. Hippi modasının en popüler temsilcileri arasında yer aldı. Saç bantları, şapkaları, salaş ve rengârenk kıyafetleri çok konuşuldu. Kısa süren evlilikleri boyunca birbirini tamamlayan, enerjilerini birbirine aktaran ve imrenilen çift görünümündeydiler. Boşanmanın ardındansa Steve McQueen, Alice MacGraw’e hayli benzeyen model Barbara Minty ile evlendi. (daha fazla…)
Bugün Milliyet Cadde’de okuduğum biyografik yazıdan çok etkilendim. Aslında etkilenmemin bir nedeni de haber fotoğrafının gördüğüm en güzel çift fotoğraflarından biri olması. Diane Keaton ve Woody Allen… Daha sonra küçük bir araştırma yaptım ve gördüm ki birlikte çekilmiş her fotoğrafları harika. Sadece bakışları, gülüşleri değil, tarzları da harika. Diane Keaton’ın şapkaları, yüksel bel pantolonları, gözlükleri. Woody Allen’ın puantiyeli gömlekleri, kemik çerçeveli gözlükleri, rengarenk kazakları herşey bir harika. Her ne kadar çok eskilerde kalmış bir aşk hikayesi de olsa onlarınki Diane Keaton ve Woody Allen, modanın en ikonik çiftlerinden. (daha fazla…)









